AYIN DOSYASI: YAŞLANMANIN BELİRTİLERİ

Zaman karşı konulmaz şekilde akıp gidiyor ve izlerini bırakıyor. Derideki yaşlanma da işte bu şekilde akıp giden zaman içinde oluşan biyolojik bir süreçtir. Bu süreci oluşturan iki temel faktör iç ve dış yaşlanma olarak karşımıza çıkar. İç faktörler genetik, hormonlar, metabolizma iken; dış faktörler kronik güneş ışınları maruziyeti, çevre kirliliği, sigara, iyonizan radyasyon olarak sıralanabilir. Yani yaşlanma kişinin genetiği ile çevresel değişikliklerin etkileşmesi sonucu ortaya çıkar.

Yüzdeki yaşlanma multisistemik bir yıkım ile oluşur. Deri ve onu destekleyen deri altı kompartmanlar, kıkırdak ve kemik etkilenir. Kolajen yıkımı, elastikiyet kaybı, volüm kaybı, sarkma, kemik erimesi görülür.

Deri dış faktörlerden en çok etkilenen organdır. Güneş ışınlarına çocukluktan itibaren  yıllarca maruz kalmak dış hasarın %80’ini oluşturur. Dermiste kolajen ve Hyaluronik asit yıkımı artar, melanositler yoğunlaşır. Tamir kapasitemizi aşan oranda yıkım olunca da deride lekeler, kırışıklıklar, kuruluk, kabalaşma, damar artışı ve bazı tip deri kanserleri görülür. Sigara, çevre kirliliği gibi faktörler de bu duruma negatif katkı yapar. İç faktörler yani genetik olarak yavaşlayan tamir,  ve kişinin yıkıma cevap verebilme potansiyeli, hormonların durumu; her bireyin değişik şekilde yaşlanmasındaki farkı oluşturur.

20’li yaşlarda yüzdeki deri altı yağ doku oldukça sıkıdır. Ancak güneş koruyucular yaz-kış kullanılmıyor ise, kronik güneş ışınlarına maruziyetin en az %70’ini çoğu birey bu yaşlarda biriktirmiş olur.

30’lu yaşlarla birlikte taimirin yavaşlaması, yaşam tarzının etkileri, stres, güneş hasarı ile yavaş yavaş lekeler, mimik kırışıklıklarda yerleşme, volüm kaybı başlar. Kolajen ve Hyaluronik asit üretimi azalır. Yüzde yorgun ifade, orta yüzde volüm kaybı görülebilir.

40’lı yaşlarda bu faktörlere ek olarak hormonların da seviyelerinde değişiklikler olur. Kolajen ve Hyaluronik asitin yıkımı artar. Derin yağ dokuda kayıplar başlar. Özellikle orta yüz, şakak, ve kulak önündeki çökük alanlar belirginleşebilir. Ağız çevresi ve çene hattında da belirgin çökmeler, üzgün yüz ifadesi veren, elastik dokuda aşağı doğru sarkmalar ortaya çıkar. Kemik dokuda erimeler hızlanır. Deride lekeler ve çizgiler de ortaya çıkar.

50-60’lı yaşlarda ise deride güneş hasarı bulguları, lekeler, ince ve derin kırışıklıklar, yanı sıra derin yağ ve kemikteki kayıplar iyice belirginleşir. Üst, orta ve alt yüzde göz çevresi, elmacık kemikleri, şakaklar, çene hattında çökmeler olur. Yüz ovali bozulur. Ağır ve yorgun bir ifade yerleşir.

Yaşlanma belirtileri bu şekilde sıralanınca oldukça dramatik ve moral bozucu görünüyor. Ancak endişelenmek yerine harekete geçmek, size yüz güldürücü sonuçlar sağlayabilir. Erken yaşta doğru uygulamalar ile gelecek yıllar için tedbir almak mümkün. İyi ürünlerle cilde bakmak ve güneşten korumak, peeling, mezoterapi, PRP, gerektiğinde dolgu ve botoks uygulamalarına 30’lu yaşlarla başlanabilir. Yaşım ilerledi acaba çok mu geç diye de düşünmeyip bir an önce yılları geri sarabileceğiniz, dinlenmiş, bakımlı bir ifadeye kavuşabileceğiniz, size uygun bir programla hazırlanmış reçeteli ürünler, dolgu, botoks, mezoterapi, PRP, kök hücre, lazer, ışık ve enerji bazlı cihazlarla tedavi amaçlı uygulamalar yaptırabilirsiniz.

Zaman geçse de sağlıklı ve güzel kalın.

Translate »